Yol ve Pedal Günlükleri - İnegol


Biz Bisiklet İnisiyatifi ekibiyiz. İnsanların fiziksel olarak aktif olduğu, çevreye duyarlı yaşanabilir yerlere inanıyoruz. Bu yüzden bisiklet kullanımını arttırmak için çalışıyoruz. Bisiklet eğitimlerinden başlayarak herkesin güvenli bisiklet kullanabilmelerini sağlıyor, ulaşım amaçlı bisiklet kullanabileceğimiz koşulların oluşması için çalışıyor ve aynı zamanda sosyal sorumluluk projeleri yapıyoruz. İstanbul’dan başlayarak Ankara Anıtkabir’e uzanan bisiklet yolculuğumuzun bu bölümünde İnegöl’e doğru gidiyoruz. Bisikletle yaptığımız bu yolculukta, yol boyunca Atatürk’ün izinden Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki önemli yerleri ziyaret ediyoruz. Bu yolculuğu bisikletle yapmamızın amacı, birçok zorluklarla, ağır koşullar altında Cumhuriyetimizin kuruluş sürecinde yaşanan zorluklara bir nebze farkındalık oluşturmak içindir. Kurtuluş Savaşı, toplum olarak yanmış, yıkılmış, istila edilmiş bir coğrafya üzerinde yeniden dirilişimizin mücadelesidir. Türk milleti, en ağır koşullarda bile, yaşamasının yalnızca hür ve bağımsız bir devlet ile mümkün olacağına olan inancını ortaya koymuş ve bu inancı mucizevi bir mücadeleye dönüştürmüş. Kurtuluş Savaşı'nda İnebolu'ya çıkarılan silah ve cephanelerin Kastamonu üzerinden Ankara'ya ulaştırılmasında yaşlı erkeklerle kadınların da insanüstü çalışmaları olmuş, tarihe geçmişler. Şerife Bacı çetin kış şartlarının hüküm sürdüğü aylarda sırtında çocuğu, önünde kağnısı ile İnebolu' dan Kastamonu'ya cephane taşırken, mermileri ve çocuğunu korumak uğruna donarak şehit olmuş. Bizim yaşayabileceğimiz en büyük zorluk ise dik yokuşlarda bisikleti elimize alıp yürümek oluyor. Ne ağır cephane taşıyoruz, ne çetin kış şartlarındayız ne de yokluk içindeyiz. Buna rağmen bisikletle İstanbul’dan Ankara’ya gideceğimizi söylediğimiz zaman bir çok kişi bunu hayretle karşılıyor. Milli Mücadelede cepheye gidenlerin ne termal kıyafetleri vardı ne su geçirmez botları ne de cep telefonları…. Zorluklar hayatın vazgeçilmez gerçekleridir. Küçük veya büyük sorunlar farkında olmadan bizleri terbiye ediyor. Ya daha güçlü ve olgun biri oluruz ya da yıkılıp kalırız. Karşılaştığımız uzun ve dik rampada çoğumuz pes ederken Engelli bisikletçi Ahmet Dönmez tek bacağı ile bu dik yokuşu çıkmayı keyife dönüştürebildi. Engelli sporları, normalde insanların yaptığı sporların engelli bireyler tarafından daha kolay bir şekilde yapılmasını sağlamak amacı ile uyarlanmış olan sporlardır. Engelli Bisikletçi Ahmet Dönmez için ise bisiklet onun ikinci bacağı olmuş. Bisiklet hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş. Zaman zaman engelliler veya aileleri toplumun diğer üyeleri tarafından acınma duygusu ile yaklaşılmış ve topluma entegre olabilmeleri için farklı projeler üretilmiş. Engelli bireyler ve ailelerine yapılan erzak yardımları, gerçeklikten uzak göstermelik projeler haline gelmiştir. Günümüzde sağlam diye atfedilen iş insanlarının kaçı bacaklarını veya vücud organlarının hangisini kullanıyor. Engelli Bisikletçi Ahmet Dönmez ne erzak yardımı istemiş ne de bulunduğu durumdan dolayı yakınmış. Sadece kendisine iş verilmesini istemiş. Bunun için birçok kurumla ve özellikle Belediyelerle görüşmüş, sözler verilmiş ama hiçbir vaad yerine getirilmemiş. Engelli Bisikletçi Ahmet Dönmez bu konuda sadece bir örnek. Engel vücutta değil zihniyettedir. Asıl körlük cehalettir. Asıl fiziksel engellilik sağlam olduğu halde vücud organlarını kullanmıyor olmaktır. Her zorluğun ardında bir kolaylık vardır. Tek bacağıyla zorlu yokuşu çıkan Ahmet, mükafat olarak yokuş aşağı bisikletle inerken rüzgarın yüzüne çarpmasıyla yaşadığı özgürlük duygusunu yaşıyor. Ankara Anıtkabir’e doğru giden rotamız üzerinde İnegöl’e ulaşıyoruz. İnegöl, Bursa'nın en yoğun ve en büyük sanayi merkezlerinden biri. Son yıllarda hızla büyüyerek yoğun göç alan İnegöl, ilçe olmasına rağmen trafik sorununu en çok yaşayan kentlerden biri. Bisiklet parçalarının çoğu yurt dışından geliyor. Bisiklette bile dışarıya bağımlı hale geldik. Elektrikli araba üreteceği iddiasında olan ülkemizin bisiklet üretemiyor olması çok üzücü bir durumdur. Cumhuriyetin kurulması ile birlikte Demirağlarla ördüğümüz Türkiye’de halen iller arasında tren yolculuklarının olmaması kadar acı bir durum. Demiryolu taşımacılığı seyahat için hem ucuz hemde çevre dostudur, bisiklet gibi… Bisiklet özgürlüktür. Bisiklet sürme koşullarını iyileştirmek ve bisiklet kullananların sayısını arttırmak için mücadele ediyoruz. "Sürdürülebilir en sağlıklı ve sosyal ulaşım aracı olan bisikletle, Birlikte yaşanabilir daha temiz şehirlerde, bisikletli mutlu insanların sayısını arttırarak, tüm dünyada büyük değişim ve dönüşüm içerisinde olabiliriz Bisiklet İnisiyatifi" zincirinin bir halkası da sen olabilirsin.